Giresun, Karadeniz Bölgesi’nin doğu kesiminde yer alan ve hem doğal güzellikleri hem de tarihî dokusuyla dikkat çeken önemli bir şehrimizdir. Coğrafi konumu itibarıyla Karadeniz’e açılan bir kapı niteliği taşıyan Giresun, sahip olduğu dağlık alanlar, yaylalar, akarsular ve kıyı şeridi ile benzersiz bir doğal yapıya sahiptir.Karadeniz’in karakteristik iklimi olan bol yağışlı, ılıman ve nemli hava, şehrin bitki örtüsünün çeşitliliğini artırmış; özellikle fındık tarımının gelişmesine zemin hazırlamıştır. Türkiye’nin en kaliteli fındıklarının yetiştirildiği topraklara sahip olan Giresun, bu özelliğiyle hem ülke ekonomisine hem de dünya fındık ticaretine katkı sağlayan stratejik bir merkez hâline gelmiştir.
Şehrin tarihi oldukça eski dönemlere uzanmaktadır. Antik çağlarda Kolkhis, Pontus ve Roma gibi medeniyetlerin etkisi altında kalan bölge, tarih boyunca önemli bir liman ve ticaret merkezi olarak varlığını sürdürmüştür. Giresun Adası’nın varlığı da şehrin tarihsel önemini artırmaktadır. Karadeniz’de üzerinde doğal bitki örtüsü bulunan nadir adalardan biri olan Giresun Adası, mitolojik anlatımlarda da kendine yer bulmuş; Amazon kadınlarının yaşadığı bölgeler arasında gösterilmiştir. Orta Çağ’da Bizans’ın etkisi altında kalan Giresun, daha sonra Selçuklular ve nihayetinde Osmanlı Devleti tarafından yönetilmiştir. Özellikle Osmanlı döneminde şehir, ticaret, tarım ve liman faaliyetleriyle daha da gelişmiş; bölgedeki sosyoekonomik yaşam güç kazanmıştır.
